
ODTÜ’de 1969 yılında yaşanan Komer Olayı, tekil bir “olay” olarak değil; Türkiye’nin soğuk savaş koşullarında şekillenen siyasal iklimi, üniversitelerin toplumsal rolü ve gençlik hareketlerinin anti-emperyalist karakteri içinde ele alınmalıdır. Komer Olayı dönemin üniversite gençliğinin yalnızca anlık tepkisi değil, yapısal bir itirazı görünür kıldığı bir kırılma noktasıdır.
Soğuk Savaş konjonktüründe Türkiye, ABD emperyalizminin askeri, siyasal ve iktisadi hegemonyası altında yeniden yapılandırılırken Vietnam’da yürütülen emperyalist savaşın mimarlarından birinin Türkiye’de “danışman” sıfatıyla bulunması, üniversite gençliği açısından emperyalizmin doğrudan ve sembolik bir tezahürü anlamına gelmiştir. Tam da bu nedenle ODTÜ’de yükselen tepki, kapitalist-emperyalist dünya sistemine yönelmiş yapısal bir itirazdır.
Komer Olayı, ODTÜ’nün tarihsel olarak taşıdığı özerklik, eleştirel düşünce ve kamusal sorumluluk geleneğinin anti-emperyalist, halkçı ve özgürlükçü yönünü görünür kılan simgesel bir eşik olarak ODTÜ hafızasında yerini almıştır.
6 Ocak, ODTÜ’nün yalnızca teknik bilgi üreten bir kurum değil; sermaye düzeninin ideolojik tahakkümüne karşı kolektif bilinci geliştirebilen bir mücadele alanı olduğunu hatırlatır. Komer Olayı, bugün iktidarların piyasalaştırılan, güvencesizleştirilen ve siyasetsizleştirilen üniversite hedefine karşı yürütülen mücadelenin tarihsel referans noktalarından biridir.
Dün olduğu gibi bugün de ODTÜ, biat etmeyenlerin, sorgulayanların ve eşit, özgür bir gelecek için mücadele edenlerin yaşam alanı olmaya devam edecektir.
